‘Erkekler, kadınlardan daha iyi yemek yapıyor’

‘Erkekler, kadınlardan daha iyi yemek yapıyor’

Dünyada bizdeki gibi sadece rejim tartışmaları yapılmıyor. Örneğin şu anda İngiltere’de bir kısım kamuoyu “Kadınlar  yoksa erkekler mi daha iyiaşçıdır” konusunu tartışmakta.
Bu tartışmayı İngiltere’nin ünlü aşçıbaşılarından Gordon Ramsay başlattı.
Gordon Ramsay 1981 yılına kadar Glasgow Rangers takımında profesyonel futbolcuymuş. O yıl emekli olunca yemek eğitimi almaya başlamış. Örneğin Paris’te “Maxim” de çalışmış, “Gavroche” ta da Albert Roux’ya çırak olmuş. Şimdi İngiltere’nin en ünlü aşçısı. Ve Michelin’in çok yıldızlı lokantalarının sahibi. Televizyonda “Mutfak Kâbusları” diye bir programı (Kitchen Nightmares), dört tane yemek kitabı var.
Gordon Ramsay geçen hafta verdiği bir demeçte “Kadınlar aşçı olamaz. Onlarhazır yemekleri ısıtıp sunarlar” içerikli sözler söyleyince, tartışma başladı.
Bu arada Ramsay’in Mayfair’deki lokantası “The Connaught” un kadın şefi Angela Hartnett de, BBC’deki sabah programında patronunun iddiasını doğrularken, “Aşçılık kurslarına yazılan erkeklerin çoğu, karılarının yemekyapmayı bilmediğini söylüyor” dedi.
Bu konu üzerindeki yoğun tartışmaları İngilizce bilen sayın okurlar BBC’nin internet sitesinden ve linklerinden izleyebilir.
Ama bence asıl mesele hangi cinsin daha iyi yemek yaptığı noktasından kaynaklanmıyor. Ezici çoğunluk için evlerde yenilen yemekleri babalar değil anneler pişirir. Yani yemek yapmak denilince akla kadınlar gelir öncelikle. Buna karşı iyi bir lokantada yemek yiyenler, küçük istisnalar dışında bu yemeklerin erkekler tarafından pişirildiğini bilir.
İşte yemek pişirmekle aşçı olmak arasındaki fark da buradan kaynaklanıyor galiba.
Bilinen, içindeki etler, sebzeler, baharat oranları artık belirlenmiş bir yemeği yapmak aşçılık değildir. Aşçılık, bilinen yemeklere yeni bir çeşni katmak veya yeni bir lezzeti yaratmaktır.
Bu “Artizan” lıkla “Artist” lik arasındaki fark gibidir.
Afrika’yı kuzeyden güneye veya Bali’yi doğudan batıya gezerken, birbirinin tekrarı olan tahta yontular, yağlı boya resimler görürsünüz. Bunları yüzlerce yıl önce ilk yapanlar artisttir, sanatçıdır. Ama şimdi bunları üretenler artizandır, yani zanaatkârdır.
Bir ürünün güzel olması da onun sanat eseri olduğunu kanıtlamaz. Gül de güzeldir, ama sanatın değil doğanın bir ürünüdür mesela.
Politikada da durum aynı değil mi? Atatürk’ün 1920’lerde, 30’larda söylediği sözleri 2000’li yıllarda aynen tekrarlamak politikacılık değil, “Politikazanaatkârlığı” dır.
Gerçek yaratıcı ve vizyon sahibi politikacı, yurt ve dünya koşullarındaki değişimi değerlendirir ve toplumun önünde yeni bir ufuk açar. Bilinen yemeği aynen pişirmek aşçılık değil zanaatkârlıktır çünkü.
Elbet kadınlar da yeni lezzetler, yeni yemekler yapabilir. Bütün mesele bunları yiyecek erkeklerin “Ama annemin kuru fasulyesi böyle değildi” dememesine bağlıdır. Galiba erkek yiyiciler, erkek aşçılar karşısında daha hoşgörülü olduğu için, mutfak sanatını erkekler geliştiriyor.
Ama evlerdeki mutfakta durum farklı. Bunun nedeni de erkeklerin tembelliği değil midir? Bahane de hep “Karım benim mutfağa girmeme izin vermez. Çokdağınıkmışım” diye verilmez mi?

Add your comment or reply. Your email address will not be published. Required fields are marked *

Phone: 0216 266 8325
Metropol İstanbul A3 Blok Kat 7 No 86 - Atatürk Mah Ertuğrul Gazi Sok. Ataşehir / İstanbul