Hayatın Tadını Çıkarın

Eskiye göre daha mı az gülüyorsunuz, hatta en son ne zaman güldüğünüzü hatırlayamıyor musunuz? Belki de birileri mutlu olmanın formülünü buldu ve bu bilgi sizden saklanıyor. Şimdi gözlerinizi 30 saniyeliğine kapatın ve mutluluk için nelere ihtiyacınız olduğunu bir düşünün.

Hayatın tadını çıkartmak planlanacak bir şey değil çünkü bunun matematiği bulunmuyor. Ancak hayatın tadının nasıl çıkarılacağını öğrenmek gerekiyor. “Nasıl mutlu olabilirim?” sorusunun cevabını kişi kendi bulmalı. Hayatımızda bizi mutlu eden ve etmeyen şeyleri belirleyip mutsuz olanları değiştirmeyi seçmek gerekiyor. Psikolog Gamze Eser, daha mutlu bir hayat için üzerimizdeki yüklerden kurtulmamız ve “Ben kimim, ne istiyorum?” sorularını yanıtlamamız gerektiğini söylüyor. Peki bu değişimin zamanı ne zaman olmalı? Geç mi kaldınız acaba?

Geçmişi affetmeli

Hınçla yaşamak en çok hınç duyana zarar verir. Atasözleri de zaten belli yaşanmışlıkların üzerine söylenmiş sözlerdir; keskin sirke küpüne zarar, öfkeyle kalkan zararla oturur gibi. Türk kadınının geçmişten taşıdığı en büyük travması “varolamamak”. Kadın olmayla ilgili sıkıntı yaşanıyor. “Mutlu bir kadınım, ben varım” diyebilen gerçekten çok az kişi var. Erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz, bu yüzden aileden gelen aktarımlar hep “Anne dediğin böyle olur, kadın dediğin bunu yapar” şeklinde oluyor. Dolayısıyla önce kadın olarak varolduğunuza gerçekten inanırsanız, erkeklerin size yüklemeye çalıştığı şeyi kabul etmemiş olursunuz. Kendi çerçevenizi oluşturmalısınız ancak bu sayede yaşadığınız hayatın tadına varabilirsiniz. 

Pek çok duyguyu içinde barındıran en önemli şey: Sabretmek

Psikolog Gamze Eser, herkesin iç dünyasına dönebilmesi için çok öğretici olan bir şeyi yapması gerektiğini belirtiyor; yani sabretmeyi: “Sabır, öğreticidir. Önce acı verir, karnınız ağrır, kendinizi sıkarsınız ama bir sonrası inanılmaz güzel bir duygudur. Çünkü sabretmek içerisinde pek çok güzel duyguyu barındırır; hoşgörü, sevgi, saygı, değer vermek. Sabretmek, insana varolduğunu hissettirdiği gibi bilinç olarak ne kadar güçlü olduğunu da göstermiş olur.”

Burada özmutluluk kavramına da dikkat edilmesi gerekiyor. Örneğin “Çok param olursa mutlu olacağım” düşüncesi eşyaya bağımlı bir mutluluktur ve bahsedilen özmutluluk tanımına girmez. Bu durum bilinçaltında insanın kendini kandırması olarak görülüyor. Üstelik bu kendini kandırma alışkanlığı nesilden nesile aktarılıyor. Çocuklara da yansıtılıyor. Bu durum zamanla toplumsal olarak mutsuz bir nesille karşı karşıya kalınmasına yol açıyor. 

Değişim kelimesi anlam olarak içerisinde gelişim ve ilerlemeyi de barındırıyor. Dolayısıyla değişimin iyi bir şey olduğundan bahsedilebilir. Ancak kişinin kendisi için doğruyu bulması önem taşıyor. Psk. Eser, insanın kendi doğrusunu bulabilmesi için evrende rastlansısal olarak varolmadığımızı anlamamız gerektiğini belirtiyor. Yani herkesin hayata bir geliş amacı bulunuyor. Kimileri sorduğu sorular ve bunlara verdiği cevaplarla hayat amacını bulabiliyor. Hayat amacını bulan insanın aydınlanmayı yaşamasıyla birlikte daha mutlu olduğu gözlemleniyor. Mutlu olabilmenin yolu insanın kendisine doğru soruları sorabilmesinden geçiyor. Ve tabii bu sorulara dürüstçe cevaplar verebilmesinden.

Psikolog Gamze eser, günümüzdeçevremize baktığımız zaman kimsenin çocuğunun mutlu olmadığına dikkat çekiyor ve şu şekilde anlatıyor: “Kimsenin anne-babası istediği gibi anne-baba değil. Kimse en iyi öğretmen değil. Hiçbir okul hiçbir aileye hitap etmiyor. Bu mutsuzluklar birbiriyle etkileşim halinde azalmak yerine gün geçtikçe artarak çoğalıyor. Bu kısır döngüyü kırmak için insanın kendisini biraz zamanın akışına bırakması gerekiyor.” Psk. Eser özellikle sıkıntı anlarında gözlerinizi kapatabileceğiniz bir alana gidip durmanızı öneriyor. Anlık panik, anlık sinirlenme veya anlık kaygılar bir bakıyorsunuz bir süre sonra geçmiş oluyor. Fakat o sırada yaşadığınız ruh hali fiziksel ve ruhsal sağlığınızı etkileyebiliyor. Üstelik bu anlık sinirlerin tekrar süreleri arttığında siz artık mutsuz bir insan oluyorsunuz. Hayatta sizi mutlu eden şeylerin sayısı yok denecek kadar azalıyor. Bunu örnekle anlatacak olursak gittiğiniz bir restoranda masaya dökülen bir çaya sinirlenip, tüm gün o siniri üzerinizde taşıyorsanız değiştirmeniz gereken bir şeyler olduğunu anlayabilirsiniz. Oysa yaşanan olayda sadece bir çay dökülüyor, o kadar. Silinir geçer. Ya da otomobilinize arkadan biri çarptı; tamir olur gider. Çünkü sonuçta hepimiz bir gün öleceği ve o ana kadar geçen zamanda ne kadar mutlu yaşarsanız size kar kalır. 

Gün içinde ne kadar gülüyorsunuz?

Çok kötü bir gün geçirseniz dahi akşamları eve gittiğinizde hiç sizi gülümsetecek şeyler yapıyor musunuz? Psk. Eser, gülümsemenin ilk yolunun geçmişin getirileriyle barışmaktan geçtiğini belirtiyor ve ekliyor: “Geçmişin getirilerinden kast edilen yetişkin hayata kadar olan süreçte öğrenilmiş yanlış kodlamalar. Murathan Mungan, ‘Biz büyüdük ve kirlendi dünya’ diyor. Aslında dünya kirlenmedi, kirlenen biziz. Keşke bir çocuğun gözünden bakabilsek hayata, işte o zaman özmutluluk’u yakalayabiliriz.” Anaokulundaki bir çocuk Teog sınavını bilmez ancak o çocuğun annesi henüz önünde yıllar olmasına rağmen o sınavın kaygısını yaşıyor. En iyi okulu, en iyi öğretmeni bulma arayışıyla geçiyor hayat. Aslında hayat o kadar karmaşık değil, sürekli suni sorunlar yaratarak biz karmaşıklaştırıyoruz. 

20052015 psiko03Şükretmeyi bilmiyoruz

Hep daha fazlasını istiyor insan. Elindekilerin kıymetini bilmektense geçmişe gidip kendini ezilen göstermekten neredeyse zevk alıyor. Psk. Eser, bunun tamamen hayata bakışıyla ilgili olduğunu kendi yaşamından örnek vererek anlatıyor: “Ben dört yaşında babasını kaybetmiş bir çocuktum. Şimdi size hayat hikayemi ‘Babasız büyüdüm, annemle yalnız kaldık, bir başınaydık, zorluk çektik’ diye anlatabilirim. Ne düşnürsünüz? Felleğin sillesini yemiş bir kadın olarak görürsünüz beni, üzülürsünüz belki. Bir de şu şekilde anlattığımı düşünün; ‘Babamı erken yaşta kaybetmek bana bazı şeyler kazandırdı, annem ve kardeşimle birlikte geçirdiğimiz zamanlar çok değerliydi, babamla geçirdiğim kısa sürede paha biçilemezdi, babamı erken kaybetmemin bir anlamı vardı; beni bu hayatta güçlü bir birey haline getirdi.’ Ben ikinciyi seçiyorum ve babamın gitmesinin bir anlamı olduğuna inanıyorum. Bunun için de şükrediyorum.” Her gün hepimiz travmalar yaşıyabiliyoruz ancak biraz dışarıdan olaya bakabilsek bu travmaların veya sorunların ertesi gün ortadan kalktığına şahit olacağız.

Hayattan keyif alabildiğinizi önce gözünüzde canlandırmanız gerekiyor

Psikolog Gamze Eser, kendinize belirleyeceğiniz bir hedefi başarmadan önce bunu görsel olarak zihninizde canlandırmanız gerektiğini söylüyor. Psk. Eser, başında olduğu kolejde okuyan çocuklara, maça çıkmadan önce gözlerini kapatmalarını söylüyor. Oynayacakları maçta bir sürü gol atacaklarını, bu gollerden sonraki yaşayacakları sevinci hissetmelerini de istiyor. Son olarak o ana kadar olan süreyi gözlerinde canlandırmalarını da söylüyor. İşte o zaman o çocukların o golü atabileceklerini çünkü beyinlerinde canlandırarak inanmalarını sağladıklarını belirtiyor.

Hayat amacını bulmak

Yaşamın her anında bu hayata neden geldiğimizin sorgulanması tavsiye ediliyor. “Neden buradayız?” sorusunu sorduktan sonra insanın kendisine bu hayata mutlu olmak için geldiğini anlatması ve inandırması gerekiyor. “Güldüğümüz zamanlarda ne kadar mutlu olduğumuzu ve hiçbir şey düşünmediğimizi hatırlayın” diyor Psk. Eser. Hatta en çok gülmenin sinir bozukluğu olan cenaze evlerinde olduğunu da söylüyor. Evin mutfak tarafında insanların katıla katıla gülmesi de hayata bağlanma güdüsüyle alakalı.

Yeni yılda daha mutlu olacağım!

Yeni bir bakış açısı için aslında yeni yılı ya da hiç gelmeyen o pazartesiyi beklemeye gerek yok. Herhangi bir sabah uyandığınızda bunu yapabilirsiniz. Sizi gerçekten rahatsız eden bir şey varsa o an en doğru zamandır. Bir şeylerden rahatsız olduğunuzda aslında cevabı biliyorsunuzdur. Psk. Gamze Eser, kendinizle baş başa olduğunuz bir zaman şu soruları sorarak aradığınız cevaba ulaşabileceğinizi belirtiyor. “İşimden rahatsızım, eşimden rahatsızım, yaşam şeklimden rahatsızım” en çok duyulan cümleler arasında yer alıyor. Diyelim ki işinden rahatsız olan kişi kendine şu soruyu da sormalı: Neden çalışıyorum? Önce bu sorunun cevabını bulmak gerekiyor. Örneğin standartlarınızı korumak için mi boş oturan bir insan olmamak için mi çalışıyorsunuz? İnsanların genel özelliği kaçmaktır ancak bunu kendilerine itiraf edemezler. Psk. Eser, etrafınızda çok çalışan biri varsa mutlaka onun hayatında kaçtığı bir şey vardır diyor ve ekliyor: “Evde çok durmayan kişiler de mutlaka bir şey veya durumdan kaçıyordur.” 

Add your comment or reply. Your email address will not be published. Required fields are marked *

Phone: 0216 266 8325
Metropol İstanbul A3 Blok Kat 7 No 86 - Atatürk Mah Ertuğrul Gazi Sok. Ataşehir / İstanbul